Bir hakemin kariyerine bakmak, aslında bir defterin sayfalarını çevirmek gibidir. Mehmet Türkmen'in defteri 2023'te açılmış, dört sezonda 42 Süper Lig maçıyla dolmuş. Pazar günü o defterin yeni sayfası Gaziantep'te açılacak: ev sahibi Gaziantep FK, konuk Fenerbahçe. Gaziantep için sezonun 4. maçı, kendi evindeki 2. randevu; Fenerbahçe için de sezonun 4. maçı, deplasmandaki 2. sınav. Ve sahaya çıkacak üçüncü taraf, yani düdük, kendi geçmişiyle birlikte geliyor.
O geçmiş şöyle: 42 maçta 27 kez ev sahibi kazanmış, 6 kez puanlar paylaşılmış, sadece 9 kez deplasman takımı gülerek dönmüş. Yüzdeye vurunca ev sahibi galibiyet oranı %64. Lig ortalamasının %45 olduğunu düşünürsek aradaki fark tam 19 puan; küçük bir sapma değil, gözle görülür bir eğilim. Kart tarafında 130 sarı var, maç başına 3.1 ediyor. 9 kırmızı ve 9 penaltı ise kabaca her beş maçta bir anlamına geliyor. 42 maçta 132 gol de cabası: maç başına üçün biraz üzerinde, yani sıkıcı akşamlar değil.
Peki bu neden tuhaf? Çünkü hakem gol atmaz, pas vermez, savunmayı dizmez. Ev sahibi yüzdesi bir hakemin "tercihi" değil, yönettiği maçların toplamıdır. 42 maç, ligin tamamı düşünüldüğünde küçük bir örneklem; iki üç maçlık sapma yüzdeyi anında oynatır. Kayıtlara göre bu rakamlar böyle, ama nedenini rakamlar söylemiyor. Belki görevlendirildiği maçlarda ev sahipleri daha güçlüydü, belki sadece tesadüf uzun bir seriye dönüştü. İstatistik bir kehanet değil, bir fotoğraf; üstelik 42 karelik bir albümün ortalaması. Fenerbahçe için asıl mesele düdüğün geçmişi değil, deplasmanda o 90 dakikayı nasıl yöneteceği. Gaziantep için de öyle: evinde kazanmak, oranla değil oyunla olur.
Kısacası Türkmen'in defterinde ev sahiplerinin daha çok gülümsediği yazıyor. Ama defterler her maçta yeniden yazılıyor ve kalem, düdükte değil ayaklarda. Pazar akşamı 43. sayfa açılacak; kimin lehine dolacağını 90 dakika söyleyecek.





